Bir Aşk Hikayesi...

Bir Aşk Hikayesi...

2010-05-01 06:34:00
Denizi izliyordu, o sessizliği ve yansımayı. Ay, yerini güneşe bırakmaya hazırlanıyordu. Bir yudum daha aldı içkisinden. Sonra saatine baktı. Kendince sorguları devam ediyordu kafasında. Derken en sevdiği parça çalmaya başladı birden kulaklarında. Tüm sorular ve soru işaretleri birden gitti... Yerini gülümseme ile mutluluk aldı... Sarıldı ve dans etmeye başladılar. Arada yudumluyordu içkisini. Ve şarkıya eşlik ediyordu kulağına fısıldayarak. Bu fısıltı çok güzeldi, hoşuna gidiyordu. Gülümsedikçe daha da sarılıyordu. Boynuna bir öpücük kondurdu inceden. Ve şarkısına devam etti. Dans eden vücutları değil artık ruhlarıydı. Sarılıyor, fısıldıyor ve ahenk onları oradan alıp götürüyordu. Mutluluk ve huzur kaplamıştı tüm hücrelerini... Gülümsüyordu....... Uyandığında saate baktı, saat 11 olmuştu. Yere yığılmış ve içkisinin dökülmüş olduğunu gördü. Hafif sendeleyerek kalktı, tek başınaydı. Gitmişti. Ortalığı biraz toparladıktan sonra duş aldı. Giyindi ve mutfağa doğru yöneldi. Kurabiye ve kahve ile kahvaltı etmeyi severdi. Isıtıcıya suyu koydu ve kaynatmak üzere butonuna bastı. Bu sırada salona geçti ve televizyonu açarak kanalları gezmeye başladı. Bir kaza haberi dikkatini çekti. Haberi dinledi ve kaynayan suyunu kahve dolu kupasında boşaltmak üzere mutfağa yöneldi. Bir kaç küçük kurabiye aldı. Ve kahvesi eşliğinde kurabiyelerini yudumlamaya başladı. Aklına birden telefonu gelmişti arayan soran varmı diye kontrol etmeye çalıştı ancak telefonu kapalıydı. Kim arayacaktı ki? Akşam zaten beraberdiler. Telefonunu açtı ve masasının üzerine koydu. Kanal değiştirerek pembe dizilere geçti. Birden aklına dün gece geldi. Mutluluğu yüzüne yansıdı... Gözünden de bir damla yaş geldi o sırada. Eliyle sildi akan gözyaşını. Dışarı çıkmak üzere kapıya yöneldi. Ayakkabılarını giyerek, çıktı. İki adım attı ve elindeki kahve kupasını bırakmayı unuttuğunun farkına vardı. Geri bırakmak üzere evine döndü, kapıyı açtı ve içeri girdi. Birden ayağı takıldı ve yere düştü, başını sertçe çarptı salonun kapı eşiğine. Gözleri karardı. Gözlerini açtığında onu yanında gördü sedye ile ameliyat odasına giderken konuşuyorlardı. "nerden duydun" "sana kim söyledi, geldin" diye sordu. Sen çağırdın diye yanıt geldi. Şaşırmıştı. Çünkü kendi çağırmamıştı ancak baş ağrısı bu düşüncenin daha uzun sürmesini engelledi. Elini tutarken, sevdiğini ve seveceğini yineledi. Odaya girdiğinde kolunca ince bir sızı hissetti ve gözleri kapandı. Ameliyat başlamıştı. Yaklaşık 4 saat süren ameliyatın ardından, odasına götürüldü. Gözlerini yeniden açtığında başındaki ağrı gitmiş hafif bir acı kaplamıştı. El yordamıyla yokladı ve başı sarılıydı. Diğer elini tutmuş gülümseyerek bakıyordu. Gözleri parlıyordu, "günaydın yeniden" dedi. Gülümseyerek "sanada günaydın tatlım" dedi. Odaya telaşlı bir şekilde en sevdiği arkadaşı girdi ve çiçeği uzatarak geçmiş olsun dostum dedi. Biraz doğrularak teşekkür etmek üzere elini uzattı, tokalaştılar ve yeniden uzandı. Başladılar sohbet etmeye eski günlerden. Derken birden duraksadılar ve sordu. "yeniden görüyormusun onu" diye sordu. Başını diğer tarafa çevirerek gözyaşları süzüldü gözünden ve kısık bir sesle "evet" dedi. "dört yıl önce" dedi ve sessizliğe büründüler...

265
0
0
Yorum Yaz
loading...